Mart 2010 için arşiv

>OYUN HAMURU İLE GÜL NASIL YAPILIR? (VİDEO)

Mart 31, 2010

>

http://www.youtube.com/get_player

Tam olarak hangi malzeme ile yapıldığını bilemiyorum ama bana oyun hamuru gibi geldi. Videoda gördükleriniz minyatür güller. Ama biz çocuklarla büyüğünü deneyebiliriz. Çok güzel görünmesine gerek yok. Maksat küçük kaslar çalışsın öyle değil mi… 🙂
Cici kalın… 🙂
Kaynak: Sonho Lilas
Reklamlar

>OTİZM SALGINI NEDEN ÖNLENEMİYOR?

Mart 31, 2010

>

Sevgili arkadaşım Sıdıka Taner öğretmenim mail yolu ile çok faydalı bir yazı paylaştı benimle. Konu başlıktanda anladığınız gibi otizm. Artık 60-70 çocuktan biri otistik. Bu salgının nedenleri, erken teşhis ve otizm hakkında bir sürü bilgi içeriyor bu yazı… Özelliklede erken teşhis konusu her ebeveynin bilmesi gereken bilgiler var. İşte yazıda önemli bulduğum birkaç nokta…

Otistik olguların çoğu erken bebeklik çağında tümüyle normal. Belli bir süre (genellikle 6 ay-18 ay) geçtikten sonra hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başlamakta.”


“Otistik çocukların çoğu bazı görsel uyaranlara karşı da yeterli tepkiyi veriyorlar. Örneğin ebeveynleri ya da bir başka kişinin yüzüne ya da çevrelerindeki birçok nesneye bakmıyorlar ya da kısa süre bakıyorlar. Yani göz temasından kaçıyorlar. Buna karşılık hareket eden, dönen ya da parlak olan bazı nesnelere uzun uzun bakıyorlar.”


“Fiziksel temastan aşırı derecede rahatsız oluyorlar, çevrelerindekiler ile ilişki kurmaktan kaçınıyorlar,  kendi iç dünyalarında yaşıyorlar. Bütün içine kapanıklıklarına rağmen otistik çocukların büyük bir çoğunluğu çok hareketli, yani hiperaktif. 

Kucağa alınmak istemiyor, kendilerini sevdirmiyorlar. Bazı sesleri işittikleri çok net olmasına rağmen en yakınlarının seslerine bile herhangi bir tepki vermiyorlar. Ebeveynlerin bütün gayretlerine rağmen klasik anne-çocuk, baba-çocuk ilişkisi yeteri kadar kurulamıyor.”
“Normal bir çocuk 9-10 aylıkken anne baba, dede gibi 3-5 sözcüğü konuşabilir. Hatta daha önceki aylarda konuşma gayretleri, agulamalar, babıldamalar vardır. Otistik çocuklarda ilk dikkati çeken bulguların başında bebeğin zamanında konuşmaya başlamamasıdır. Otistik çocukların %80-90’ının erkek olması ve toplumda ‘erkek çocuk geç konuşur’ gibi bir inancın yaygın olması bebeklerin hekime geç götürülmesine neden oluyor. İşin ilginci birçok hekim, aile tarafından uyarılmasına rağmen bu durumu önemsemiyor.”
“Tedavi için altın fırsat penceresi genellikle 1 ile 5 yaş arası. Bu yaşlardan sonra biyomedikal ve davranış tedavilerinden elde edilen başarı oranı azalmakta.  Tabii ki bu durum daha büyük çocukların tedaviden hiç yararlanamayacağı anlamına gelmiyor. Her otizm hastası biyomedikal tedavilerden değişken olsa da yararlanabilir. Asla çok geç değildir.”
Arkadaşlar tavsiyem yazının hepsini okumanız. İlgilenenler buraya tıklayarak yazının tamamını okuyabilirler. İmtihan dünyası ne zaman ne ile karşılaşacağımızı bilemeyiz. Bilgi yanında tedbiride getirir. Kendimize olmasa bile belki başkasına faydamız dokunabilir. Allah bütün çocuklarımıza sağlıklı hayırlı uzun ömürler versin.
Cici kalın…

Kaynak: Beslenme Bülteni

>İKİ FARKLI TAVŞAN OYUNU

Mart 29, 2010

>

Bu oyun küçük yaş grupları için… Tavşanın parçalarını çocuklar kesiyor. Daha sonra zar atıyorlar ve zarda çıkan rakamın karşılığına göre tavşanı tamamlamaya çalışıyorlar.

Bu oyunda büyük yaş grupları için… 🙂 Zar atıldığında gelen rakamın karşılığına göre, tavşanın organını kendileri yanda bulunan tavşan kalıbının içine kalemle çiziyorlar. 🙂

Bu oyunların çıktılarını almak içinde Homeschool Creations bloğunu ziyaret etmeniz gerekiyor. Sayfa açılınca koyu renklerle yazılan yerlere tıklamanız yeterli.

Cici kalın… 🙂

>BAHAR MEVSİMİ İLE İLGİLİ LABİRENT OYUNLARI

Mart 29, 2010

>

                                                                              Kaynak

Bu oyunda en fazla çiçeği toplamaya çalışarak labirentten çıkmaya çalışıyoruz. Resimdeki karakter annesine götürecekmiş çünkü… 🙂
Her yaşa uygun zorluk derecesine göre labirent oyunları ekledim. Bazı çocuklar bu tür oyunları gerçekten çok seviyor. Özellikle çocuklarla bir yere gittiğimiz zaman onların canı sıkılmasın diye önlerine bu tür oyunlar koyabiliriz. Bazen havaalanında görüyorum. Uçağı beklemekten sıkılan çocuklar ellerinde kalemler bu tür oyunlarla vakit geçiriyorlar. Hiç fena fikir değil doğrusu… 🙂
 Konumuz bahar… İçimiz açılsın biraz. 🙂 İlgilenenler oyunların çıktılarını alabilir. Annelere ve öğretmenlere duyrulur. 
Cici kalın… 🙂

>WASHINGTON GEZİSİ

Mart 28, 2010

>Geçen pazar bir kaç aile grup olarak washington eyaletini gezmeye gittik. Asıl amacımız orada bulunan bir Türk okulunu ziyaret etmek ve gene gurbetci Türk arkadaşların organize ettiği kermese katılmaktı. Tabii oralara kadar gitmişken eyaletide söyle bir gezdik. İşte o günden ilgi çekici kareler…

İlk durağımız resimde gördüğünüz yer. Amerikada bulunan en iyi Türk okullarından biri. Yaklaşık 120 öğrencisi var ve yarıya yakını Türk. Ama benim asıl ilgi alanım okulun anasınıfıydı. Elimde fotoğraf makinesi yol boyunca çekeceğim karelerin hayalini kurdum. Sonuç tam bir hayal kırıklığı… 😦 Anaokulu binası biraz daha aşağıda ve pazar günü olması sebebiyle kapalıydı. 😦 Bende diğer sınıfların resimlerini çektim.

Sınıfın en ibretli kısmı… 🙂
Her sınıfta birer tane akıllı tahta var. Kıskandık doğrusu… 🙂

Burasıda farklı bir sınıf… Her öğretmen sınıfını istediği gibi dizayn edebiliyor. Okul gezimiz kısa sürdüğü için malesef bu kadar fotoğraf çekebildim. Olduğu kadar artık… 🙂

Burasıda ikinci durağımız… Washington’un en yeni camiilerinden biri. Dışarıdan ev gibi duruyordu. İçine girince baya bir şaşırdık. Bizim camiilerimize ne kadar benziyor öyle değil mi? 🙂 Özellikle camii imamının bir Kuranı Kerim okuyuşu vardı… Tek kelime ile mest olduk. Tabii ayrı bir incelikte hanımlar kısmındaki açık büfeydi. 🙂 Oh dedim ne güzel sakin, sessiz, huzurlu bir ortam. Çocuklarıda salalım biraz rahat edelim. Daha laf ağzımdan yeni çıkmıştıki……………………

Bu gördüğünüz saat benim küçük oğlumun üzerine devrildi. 😦 Sadece bir anlık bir dalgınlık ve inanılmaz bir gürültü ile… Saati duvara sabitlememişler. Arkamı döndüğümde Kerem saatin altındaydı. Nasıl koştum, nasıl aldım üzerinden, nasıl sarıldım ona hiç bir şey hatırlamıyorum. Kerem çok ağlıyordu. İki yerden başına, birde ensesine darbe almış oğlum. Hemen gerekli ilk müdehaleyi yaptık. Allah’tan başının tehlikeli sayılabilecek yerlerine gelmemişti saat. Ve yine verilmiş sadakamız varmışki üzerine düşen cam kapak kırılmayıp komple içeri göçtü. Şükürler olsun… Ben uzun süre kendime gelemedim ama Kerem 20 dk sonra mescitde koşturmaya başlamıştı bile. 🙂 Moraller biraz bozuldu ama Kerem’in enerjisi ile geziye kaldığımız yerden devam ettik. İşte sıradaki durağımız…
Uzun bir yolculuk, ardından yapılan yorucu ziyaretler haliyle mideleri baya bir guruldattı. 🙂 Hele hele işin içinde maharetli Türk ablalarımın ve abilerimin ellerinden çıkan geleneksel Türk yemekleri söz konusu olunca, soluğu yemek kermesinde aldık. 🙂 Kapıda bir sürü küçük kız ellerinde pankartlarla “Türk yemekleri satılıyor!” diye bağırıyorlardı. 🙂 Amerikalılarda işlerini biliyor tabii. Onlarda baya bir nasiplendiler yemeklerden. 🙂
Bende boş durmadım tabii… 🙂 Eşim içlik köftelere, ben ise yapmayı gözümde çok büyüttüğüm sarmalara saldırdım. 🙂 Hazır önümüze gelmişken dolduralım hazneyi değil mi ama… 🙂 Kerem için ise mantı aldık. Hasılı hepimiz tadına tuzuna hasret kaldığımız yiyecekleri yedik, içtik  ve şükrettik. Sonra Türk kahvesinin buram buram kokusu geldi burnumuza. Arkadaşla birde oturup orta şekerli bir kahve içtik. Biraz hüzün kapladı sanki sonra içimi. Herşeyini özlemişim ülkemin. Etrafta Türkçe konuşan insanları görmek, Türk yemeklerinin kokusunu almak beni çok uzaklara götürdü. Biraz hüzün, biraz mutluluk şaşkınlık hali vardı işte…
Çayımızda vardı tabii… 🙂 Hemde 1 dolar! :))

Ve günün en eğlenceli durağına geldik efendim. Burası Türk Kültür Merkezi… Bu gördüğünüz Amerikalı hatunlarda, Türk yemekleri kursunun öğrencileri. :)) Bugün mantı yapmasını öğreniyorlar. Ama yaparkende baya bir eğleniyorlar. 🙂 
Hazır mantı alan biri olarak bu hanimlari görünce kendimden utandım. 😛 Allah’tan eşim görmedi. 😉 Yoksa bizim buradaki kursun ilk müşterisi ben olabilirdim. 🙂

Ve işte sonuç! Good job girlls! 🙂

Buralara kadar gelmişken Washington’u gezmemek olmazdı. Ama gittğimiz yerdede bizi bakleyen başka süprizler vardı. 🙂 Binlerce insanın yani Amerikada göçmen olarak yaşayan binlerce insanın proteste gösterileri arasında bulduk kendimizi… 🙂 Obamaya inceden inceden göndermelerde bulunuyorlardı. 🙂 İşte o kareler…

Ve gün bitti. 🙂 Ama ziyaretlerimiz bitmedi. 🙂 Bir kaç ufak ziyaret daha yaptık. Sonra karınlarımız gene acıktı. Yoldada pakistanlı din kardeşlerimizin sahibi olduğu bir restoranttan yiyecek aldık.
Ve evimizin yolunu tuttuk.
Buram buram vatan kokan güzel ama bir o kadarda yorucu bir günüde hatıralar arasına kattık.
21.03.2010

>TAKLA ATAN BÖCEKLER

Mart 27, 2010

>

Bu cici böceklerin diğer etkinliklerden farkı başlıktanda anladığınız gibi takla atıyor olmaları. 🙂 Peki bunu nasıl beceriyorlar? İşte sorunun cevabı… İçlerinde bilye var. 🙂 İlgilenenler buraya tıklayarak yapılış aşamalarını resimlerle görebilirler. Hatırlatmakta fayda var. Bu çalışma için boyutlar çok önemli. Bunu göz önünde bulundurarak resimleri dikkatlice inceleyip etkinliği yapınız.

Daha önce zıplayan fasülye diye bir video yayınlamıştım. Sanırım bu çalışma ile yapılış teknikleri benzer. Merak edenler buraya tıklayarak fasülyenin nasıl zıpladığını ve de bu böceklerin nasıl takla atacağını video olarak görebilir. 🙂 Çok keyifli…

Cici kalın… 🙂

Kaynak: Family Fun

>İŞTE KUZU KUZU GELDİM… :) (VIDEO)

Mart 26, 2010

>

http://www.youtube.com/get_player

Bazen kalabalık ortamlara giriyoruz aile olarak… Cici oğlum çokokeremimde illa kendi başına yürümek istiyor. Sonra dalıyor kalabalığa… Biraz oynuyor, takılıyor birilerinin peşine. Bende uzaktan seyrediyorum. Sonra bir an kaybolduğunu hissediyor olacakki, etrafına bakıp beni bulmaya çalışıyor. Tabi minnacık boyuyla ne mümkün… 🙂 Büküyor dudaklarını… Tam o esnada sesleniyorum. Kerem oğlum burdayım gel, diyorum. Ama kalabalıktan sesimin tam olarak nereden geldiğini bulamadığı için bir oyana bir bu yana koşturuyor. :)) Tıpkı videodaki kuzucuk gibi… Ne kadar şirinler öyle değil mi… 🙂
Cici kalın… 🙂

>EĞLENCELİ VAKİTLER İÇİN KOMİK GÖZLÜKLER :)

Mart 26, 2010

>

                                                             ART PROJECTS FOR KİDS

Çok komik görünüyorlar yahu. 🙂 Gözlüğün kalıbı burada. Çocuklar kendilerine verilen kalıpları kesip boyuyorlar. Son olarakta üzerlerine dergilerden kestikleri gözleri yapıştırıyorlar. Ortayada böyle acayip suratlar çıkıyor. 🙂 Eğlenceli vakit geçirmek için ideal bir etkinlik. Ne dersiniz… 😉

Cici kalın… 🙂

>EYLEMSİZLİK DENEYİ :)

Mart 24, 2010

>

Okul öncesindeki çocuklara eylemsizlik kuvveti nasıl anlatılır diye düşünebilirsiniz. Bende çok düşündüm ve işin içinden çıkamadım. 🙂 Ama deneyde tam çocukların deneyip eğlenecekleri bir çalışma. Bu yüzden paylaşmak istedim. 🙂 
                          
İhtiyacımız olan malzemeler şunlar:
  • Boş bir bardak (Kulplu olursa çocuklar için daha rahat olur)
  • Bardağın tepesine koymak için kalın bir kağıt parçası
  • Biraz bozuk para. (Resimde 11 tane var ama çocuklarla 1 taneden başlarsak daha iyi olabilir.)
Malzemelerimizi resimdeki gibi yerleştiriyoruz.
Çoğunuzun bildiği gibi kağıt parçasına hızlıca vurup demir paraların bardağın içine düşmesini sağlıyoruz. Bunun için iki yol var. Biri yukarıdaki resimde yaptığım gibi hızlıca kağıda vurmak.
İkinci yol ise elimizle kağıdı tutup çekmek. Çocuklar bardağı kulbundan tutup bu şekilde kağıdı hızlıca çekerek paraları bardağa düşürmeye çalışabilirler. 
Ben ilk seferde beceremedim. 🙂 Sonra biraz hırs yaptım, paraları çoğalttım. 🙂 Hasılı ben bile denerken çok eğlendim. Umarım çocuklarında hoşuna gider. Bu arada kağıdı seçerken kalın olmasına dikkat edin. Deneyin yapılışını video olarak görmek isteyen arkadaşlar varsa onlarda buraya tıklayarak yapılışını izleyebilirler.

Cici kalın… 🙂

>TOHUMLARIN ÇİMLENME SÜRELERİ

Mart 23, 2010

>

Bu gün sizlerle iki güzel çalışma paylaşacağım. Ama bundan önce bu etkinlikleri bizimle paylaşan cici öğretmenimiz NİGAR ÇATAK hanımefendiye teşekkürlerimi sunuyor ve etkinliğin yapılışına geçiyorum.
Öğretmenimiz bu çalışmayı farklı tohumların çimlenme sürelerini gözlemlemek için hazırlamış. İşte malzemeler:
  • Köpük tabaklar (Dezenfekte edildikten sonra)
  • Tuvalet Kağıdı Koçanları ve bu koçanların kenarı büyüklüğünde daireler
  • İp
  • Çimlenme işi için gerekli malzemeler (Nohut, mercimek, fasülye…vs)
Köpük tabaklara farklı tohumlar ekiliyor ve çimlenme süreleri gözlemleniyor. Öğretmenimiz bu çalışmayı yaparken komposizyon olarak treni tercih etmiş. Çokta tatlı olmuş. 🙂 Yapılışını anlatmaya gerek yok sanırım. Resimde her şey görülüyor.
Bu etkinlikte cici öğretmenimizin sergisinden başka güzel bir çalışma…

Bu resimdede öğretmenimiz sehpanın kırılan ayağını değerlendirmiş.  Alçılı sargı bez, aydınger kağıdı,  sulandırılmış parmak boyası, ve gümüş renkli soba boyası kullanmışlar.

Kendisine paylaşımlardından dolayı tekrar teşekkür ediyorum.

Cici kalın… 🙂