Archive for the ‘Özel Eğitim’ Category

>GÖRME VE FİZİKSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR İÇİN ETKİNLİKLER

Ocak 13, 2011

>

Bazı eğitimci arkadaşlarımın  bu konulara eğilimli olduklarını ve bu tür etkinlik örneklerini bulmak ve hazırlamak için özel bir çaba sarfettiklerini biliyorum. İlgilenen arkadaşlarım için konuyla ilgili bulduğum bir kaynağı paylaşıma sunuyorum. Bloğumuzun ismi Everything for children. Ama merak etmeyin içerikler türkçe. 🙂 Bu blogda okul öncesi eğitim ile ilgili çok fazla etkinliğe ulaşabilirsiniz. Ben şimdilik başlıkta yazdığım etkinliklerin linklerini veriyorum.
Cici kalın… 🙂
Reklamlar

>BÖYLE OLMAYI BEN SEÇMEDİM…

Mayıs 29, 2010

>

http://www.youtube.com/get_player

Bu video söyleyecek çok söz bırakmadı. Çok güzel, çok faydalı ve çok anlamlı… İzleyin derim.
Cici kalın…

>ENGELLİ BİR ÇOCUĞA SAHİP OLMAK…

Nisan 7, 2010

>

Bu yazıyı sevgili No Engel arkadaşımın Engelsiz Dünyam adlı bloğunda okudum ilk… Engellerin insan hayatında neleri alıp götürdüğünü en yakınında yaşayıpta az çok bilenlerdenim. Bu yüzden beni çok etkiledi ve paylaşmak istedim.

“Bana genellikle özürlü bir çocuk büyütmemin nasıl bir şey olduğunu sorarlar. İşte anlatıyorum.


Bir bebek sahibi olacağınızı anladığınızda yaşadığınız duygu, İtalya’ ya güzel bir seyahat planı yapmaya benzer.İtalya hakkında bir sürü kitap ve broşür alırsınız ve harika planlar yapmaya başlarsınız.


Coliseum. Mikalanjelo’nun Davut’u. Venedik teki gondollar.
İtalyanca birkaç sözcük bile öğrenirsiniz. Her şey çok heyecan vericidir.
Aylar süren beklemeden sonra, o gün gelir çatar. Bavullarınızı toplar, yola çıkarsınız. Birkaç saat süren yolculuktan sonra, uçağınız havaalanına iner.
Hostes mikrofonu eline alır ve “Hollanda’ya hoş geldiniz” der.
Hollanda mı? Dersiniz. “Ne demek istiyorsunuz? Ne Hollanda’sı? Ben İtalya’ya bilet almıştım. Benim İtalya’ ya gitmem gerek.
Tüm yaşamım boyunca İtalya’ ya gitmenin düşünü kurdum ben”
Fakat uçuş rotasında bir değişiklik yapmışlardır.
Hollanda’ ya inmişsinizdir ve orada kalmanız gerekir.


Önemli olan sizi korkunç, iğrenç ve pis bir yere, açlığın ve hastalıkların ortasına bırakmamışlardır. Sadece farklı bir yerdesinizdir. Bu yüzden çıkıp yeni broşürler ve kitaplar almanız ve yepyeni bir dil öğrenmeniz gerekmektedir. Ve daha önce hakkında hiçbir şey bilmediğiniz insanlar tanımak zorundasınızdır.Gittiğiniz yer sadece farklı bir yerdir. Oradaki yaşam, İtalyadakinden daha yavaştır. İtalya kadar etkileyici değildir. Fakat, bir süre orada kaldıktan sonra nefesinizi tutar ve çevrenize bir bakarsınız… Ve Hollanda’nın değirmenlerini fark edersiniz… Ve lalelerini. Hollanda’nın Rembrandları bile vardır.


Fakat tanıdığınız herkes İtalya’ya gidip gelmektedir… Sürekli orada geçirdikleri güzel günleri anlatmaktadır. Ve yaşamınız boyunca “Evet benim de gitmem gereken yer orasıydı. Ben de aynı planı yapmıştım.” dersiniz. Bu nedenle duyduğunuz acı asla, asla dinmez… Çünkü yitirdiğiniz düş çok önemli bir düştür.


Ancak… Tüm yaşamınızı İtalya’ ya gidemediğiniz için üzülerek geçirirseniz, Hollanda’nın güzelliklerinin hiçbirinin tadını çıkaramazsınız.”


Yazar:Emily Perl Kingsley

Cici kalın…

>OTİZM SALGINI NEDEN ÖNLENEMİYOR?

Mart 31, 2010

>

Sevgili arkadaşım Sıdıka Taner öğretmenim mail yolu ile çok faydalı bir yazı paylaştı benimle. Konu başlıktanda anladığınız gibi otizm. Artık 60-70 çocuktan biri otistik. Bu salgının nedenleri, erken teşhis ve otizm hakkında bir sürü bilgi içeriyor bu yazı… Özelliklede erken teşhis konusu her ebeveynin bilmesi gereken bilgiler var. İşte yazıda önemli bulduğum birkaç nokta…

Otistik olguların çoğu erken bebeklik çağında tümüyle normal. Belli bir süre (genellikle 6 ay-18 ay) geçtikten sonra hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başlamakta.”


“Otistik çocukların çoğu bazı görsel uyaranlara karşı da yeterli tepkiyi veriyorlar. Örneğin ebeveynleri ya da bir başka kişinin yüzüne ya da çevrelerindeki birçok nesneye bakmıyorlar ya da kısa süre bakıyorlar. Yani göz temasından kaçıyorlar. Buna karşılık hareket eden, dönen ya da parlak olan bazı nesnelere uzun uzun bakıyorlar.”


“Fiziksel temastan aşırı derecede rahatsız oluyorlar, çevrelerindekiler ile ilişki kurmaktan kaçınıyorlar,  kendi iç dünyalarında yaşıyorlar. Bütün içine kapanıklıklarına rağmen otistik çocukların büyük bir çoğunluğu çok hareketli, yani hiperaktif. 

Kucağa alınmak istemiyor, kendilerini sevdirmiyorlar. Bazı sesleri işittikleri çok net olmasına rağmen en yakınlarının seslerine bile herhangi bir tepki vermiyorlar. Ebeveynlerin bütün gayretlerine rağmen klasik anne-çocuk, baba-çocuk ilişkisi yeteri kadar kurulamıyor.”
“Normal bir çocuk 9-10 aylıkken anne baba, dede gibi 3-5 sözcüğü konuşabilir. Hatta daha önceki aylarda konuşma gayretleri, agulamalar, babıldamalar vardır. Otistik çocuklarda ilk dikkati çeken bulguların başında bebeğin zamanında konuşmaya başlamamasıdır. Otistik çocukların %80-90’ının erkek olması ve toplumda ‘erkek çocuk geç konuşur’ gibi bir inancın yaygın olması bebeklerin hekime geç götürülmesine neden oluyor. İşin ilginci birçok hekim, aile tarafından uyarılmasına rağmen bu durumu önemsemiyor.”
“Tedavi için altın fırsat penceresi genellikle 1 ile 5 yaş arası. Bu yaşlardan sonra biyomedikal ve davranış tedavilerinden elde edilen başarı oranı azalmakta.  Tabii ki bu durum daha büyük çocukların tedaviden hiç yararlanamayacağı anlamına gelmiyor. Her otizm hastası biyomedikal tedavilerden değişken olsa da yararlanabilir. Asla çok geç değildir.”
Arkadaşlar tavsiyem yazının hepsini okumanız. İlgilenenler buraya tıklayarak yazının tamamını okuyabilirler. İmtihan dünyası ne zaman ne ile karşılaşacağımızı bilemeyiz. Bilgi yanında tedbiride getirir. Kendimize olmasa bile belki başkasına faydamız dokunabilir. Allah bütün çocuklarımıza sağlıklı hayırlı uzun ömürler versin.
Cici kalın…

Kaynak: Beslenme Bülteni

>Kolesterolden zengin gıdalar ile otistik çocukların davranış bozuklukları düzeltilebilir mi?

Mart 13, 2010

>




Otizmson yıllarda önü alınamayan salgın bir hastalık şeklinde karşımıza çıktı. ABD’de her 150 çocuktan biri otistik. Sıklık bilinmemekle birlikte otizm Türkiye’de de bir çığ gibi artmakta. Maalesef birçok çocuk psikiyatrisi ve nöroloji uzmanı otistik çocukların anne babalarına, otizmin bilinen bir nedeni olmadığını, hiçbir zaman düzelemeyeceğini söylüyorlar. Bu hekimler hastalarına birtakım ilaçlar veriyor ve bazı eğitim merkezlerine yönlendiriyorlar. Verdikleri ilaçlar çoğu kez fayda sağlamamakta ve hatta zararlı bile olabilmekte.  Esas neden ortadan kaldırılmadığı için eğitimden de istenen yarar alınamamakta, yıllar süren çabalar anne-babaları bir taraftan maddi zarara uğratmakta diğer taraftan da umutsuzluğa sürüklemekte. 


Yazının devamı için buraya tıklayın.


Cici kalın… 🙂